Yapay zekam boş durunca uyuyamıyorum
Yapay zekayı kaç şekilde kullanabilirsin? Bence temelde iki grup var. Sen hangisindesin bilmiyorum ama ben sanırım uykusuz geceler grubundayım. Gel, biraz daha yakından anlatayım.
Birinci grup yapay zekayı bir sohbet programı gibi kullanıyor. Google'ın hızlı bir versiyonu gibi. Bir soru sorarsın, cevap alırsın, kapatırsın. Bir mail çevirtirsin, bir metni özetletirsin. İşe yarar, itirazım yok. Dünyanın büyük kısmı hâlâ burada ve orada kalmak gayet meşru bir tercih.
İkinci grup ise onu işinin ve zaman alan bütün operasyonlarının içine bir araç olarak yerleştiriyor. Sabah brief'ini o hazırlıyor, satış verilerini o işliyor, talep ettiğin raporları hazırlıyor, içerik takvimini o organize ediyor, yazdığın metinlerin hatalarını o ayıklıyor. Artık bir sohbet arkadaşı değil, bir çalışma arkadaşı.
Ben bu gruptayım. Ve işin kötü tarafını anlatacağım.
Verimliliğin gizli faturası
Beklenti ne: yapay zeka işleri hızlandıracak, bana zaman kalacak. İlk kısım doğru çıktı. İşler gerçekten hızlandı. Eskiden günler süren araştırmalar, raporlar, içerik planları saatlere indi.
İkinci kısım çıkmadı. Bana zaman kalmadı, tam tersi oldu.
Bu sadece benim hikayem de değil. Son dönemde "yapay zeka verimlilik paradoksu" diye bir şey konuşuluyor: araç sana zaman kazandırıyor, ama o zamanın kayda değer bir kısmı çıktıyı kontrol etmeye, düzeltmeye ve yeni açılan işlere geri akıyor. Sonuçta kazandığın saatler dinlenmeye değil, daha fazla işe gidiyor. Araştırmalar da benzer şeyi söylüyor, ama açıkçası ben bunu tablolardan değil kendi haftalarımdan biliyorum.
Peki neden böyle oluyor? Benim cevabım tek kelime: FOMO.
FOMO nedir, benimki neden farklı
FOMO, "fear of missing out" ifadesinin kısaltması. Türkçesi kaçırma korkusu. Klasik hali sosyal medyada yaşanır: telefonu elinden bıraktığın an bir şey kaçırıyormuşsun hissi. Herkes bir yerdeymiş, bir şey oluyormuş, sen dışarıda kalmışsın duygusu.
Benim FOMO'm biraz farklı. Ben insanların ne yaptığını kaçırmaktan korkmuyorum. Ben az çalışmaktan korkuyorum, yapay zeka asistanımın boş boş durmasından korkuyorum.
Kulağa saçma geliyor, biliyorum. Ama düşün. Elimde muazzam araştırmalar yapabilen, sayfalar düzenleyebilen, maillerimi planlayabilen, yatırım pozisyonlarımı izleyebilen, rakip analizleri çıkarabilen bir sistem var. Şimdi bana söyle: bu kapasite orada dururken sen rahat rahat uyuyabilir misin?
Ben uyuyamıyorum. Çünkü o boş durduğu her saat, yapılabilecek ama yapılmayan bir işin saati. Bir araştırma kaçıyor, bir analiz kaçıyor, bir fırsat taranmadan kalıyor. Sosyal medya FOMO'sunda başkalarının hayatını kaçırıyorsun. Benimkinde kendi potansiyel işlerimi kaçırıyorum. Ve itiraf edeyim, bu daha zor bir korku. Çünkü sosyal medyayı kapatıp kurtulabilirsin. Kendi kafanı kapatamıyorsun.
Girişimci kafası ve kısır döngü
"O zaman otomatikleştir, kurtul" diyeceksin. Denedim. Sabah brief'leri otomatik, haftalık raporlar otomatik, içerik akışları otomatik. Ne oldu? Bu sefer benim girişimci kafam boş durmadı.
Çünkü asıl sorun araçta değil, kafada. Girişimci kafası boşluk gördüğü an doldurur. Rutin işler otomatiğe bağlanınca serbest kalan dikkat dinlenmeye gitmiyor, yeni av sahasına gidiyor. Yeni projeler, yeni pazarlar, "şu işin yanına şunu eklesek" senaryoları. Ve her yeni fikir, yapay zekaya verilecek yeni bir görev demek. Her yeni görev, gece yarısı "sonuçlar gelmiş midir" diye telefona uzanan bir el demek.
Döngüyü görüyor musun? Yapay zeka işleri hızlandırıyor. Hızlanan işler kafamda yer açıyor. Açılan yer yeni projelerle doluyor. Yeni projeler yapay zekaya yeni görevler üretiyor. Ve başladığımız yere dönüyoruz: benim yapay zekam boş durmaz. Duramaz. Çünkü ben durduramıyorum.
İşte girişimci kafalı insanlar için yapay zekanın asıl etkisi bu. Herkes "işlerin daha hızlı bitmesini" konuşuyor. Hayır. Girişimci için işler bitmez, işler çoğalır. Bu bir verimlilik hikayesi değil, bir kapasite genişlemesi hikayesi. Ve genişleyen her kapasite, dolmak için seni bekler.
Peki ne yapıyorum
Sana "5 adımda dijital detoks" vermeyeceğim, beni tanıyorsun. Cevabı tam bulmuş da değilim, o yüzden bulmuş gibi de yapmayacağım. Ama iki şeyi fark ettim, onları paylaşayım.
Birincisi, sorunun teknoloji sorunu olmadığını kabul etmek. Yapay zekayı suçlamak kolay. Ama o sadece kafamdaki motorun gaz pedalı. Pedal orada diye sonuna kadar basmak zorunda değilim. Sorun pedalda değil, ayakta.
İkincisi, eski bir dersimi bu alana taşımak. Daha önce yazmıştım: her fırsata evet demek strateji değil. Aynı kural yapay zeka görevleri için de geçerliymiş. Artık "bu araştırmayı yaptırabilir miyim" diye sormuyorum, çünkü cevap hep evet. "Bu araştırmanın çıktısıyla bu hafta gerçekten bir karar verecek miyim" diye soruyorum. Cevap hayırsa görev açılmıyor. Asistan boş kalıyor. Ve ben o boşluğa tahammül etmeyi öğrenmeye çalışıyorum.
Çünkü sonunda şunu anladım: yapay zekanın boş durması bir kayıp değil. Benim kafamın boş durmayı unutması asıl kayıp. Makine 7/24 çalışabilir, ben çalışamam. Aradaki farkı korumak da makinenin değil benim işim.
Sen hangi gruptasın, sohbet mi, sistem mi?
İki hafta sonra görüşürüz.
Gökhan